Ruhun Varlık Delilleri
Öncelikle işe “Ruh” kelimesinin etimolojisi ile başlayalım. Ruh kelimesi Arapça bir kelimedir. Rahmet ve rüzgâr manasında kullanılan bu kelime pek çok kişi tarafından ve delil üzerinden defaat ile yorumlanmıştır. Kelimeye çeşitli açılardan baktığımızda birçok manası ortaya çıkmaktadır.
Bu manalardan bazıları şunlardır; Vahiy, nübüvvet, Kur’an, Mesih, Cebrail.
“Allah, emrinden olan ruhu kullarından dilediğine indirir.” (Mü’min Suresi, 40/15) ayeti üzerine İbn Abbas, Ruh kelimesinin vahiy manasına geldiğini söylemiştir.
Tüm yorumlar ve yaklaşımlar tek bir noktada kesişirler. “Ruh, bir özdür.” Rabbimizin emrinde olan ve kullara indirilen ruh, bedenimize mana ve işlev katar. Asrın kurtarıcısı olarak hitap edilen Bediüzzaman Said Nursi, beden bir kılıftır, geniş ve yüksek olan ruhtur, demiştir.
Bu sözden hareketle bizler şu yorumları yapabiliriz. Ruh ile beden arasındaki ilişki klavye ile parmaklar arasındaki ilişki gibidir. Klavye’nin üzerinde ki tuşların ne kadar çok işlevi, fonksiyonu ve görevleri olursa olsun parmaklar klavyenin tuşlarına dokunmadıkça klavyenin işlevi bir hiçtir. Klavyedeki fonksiyonları çalıştıran parmaklardır. Yine aynı mantık ile bedenimizde bulunan harika işleyişi sağlayan ruhtur. Ölümden sonra vücudumuzun hiçbir organı görevini yerine getiremez çünkü “ölüm” ruhun bedenden ayrılması olayına denir.
Kavranması amacı ile bu örneği vermede de yarar var. Ruh, şahane bir düzen ve işleyişe sahip olan bedenimizi idare eden yazılımdır. Bedenimiz ise donanımdır.
Yine bir başka ayette ise, “Ey Habibim! Sana ruhun ne olduğunu soruyorlar De ki: Ruh, Rabbimin emrinden ibarettir. Bu hususta size pek az bilgi verilmiştir.” (İsra Suresi, 17/85) buyrularak ruhun varlığına işaret edilmiştir.
Ruhun Varlık Delilleri
Ruhun varlığını inkâr edenler metafiziği ve manayı inkâr etmiş olurlar.Üzerinde yaşadığımız dünyanın gerçekleri olarak gördüğümüz ve inandığımız pozitif bilimlerin amacı şu 7 soru üzerine temellendirilebilir.
Ruh, maddenin ötesinde bir varlık olduğu için pozitif bilimler ruhun varlığı ve yokluğu konusunda çaresiz kalırlar. Böylelikle pozitif bilimlerin bu konuda bir hükmü olmadığı ispatlanmış olur.
Tam bu noktada ruhun varlığı ispat edilebilir. Mesela, ışık huzmeleri göz vasıtası ile elektrik sinyallerine çevrilip beyindeki görme merkezine iletildiğinde, bu ışıklar beyin hücrelerinde bir ışık şeklinde nasıl idrak ediliyor? Gören, işiten, anlamlandıran ve düşünen beynimizin maddi yapısı mıdır? Eğer maddi yapısı ise pozitif bilimler buna neden cevap veremez? Eğer bunları idrak eden beynin maddi yapısı değilse ruhun varlığı bu noktada ispatlanmış olmaz mı?
Bütün insanlar aynı yapıda organlara, işleyişe ve aynı maddi unsurlara sahip olmasına rağmen her insanın farklı bir karakteri vardır. Ayrıca her insanda sevgi, şefkat ve merhamet gibi özellikler farklı bir şekildedir. Tüm bunlar gösterir ki insanların farklı karakter ve duygulara sahip olması fizik ötesi âleme ait “ruh” ile açıklanabilir.
Yaşanmış Hadiseler ile Ruhun Varlığı
“Ruh ve Madde” dergisinde şöyle bir olay anlatılır: “İngiliz Protestan rahibi L. Bernard, İsviçre’ye, yüksek dağları ziyaret etmek isteyen bir çocuk grubunu götürmüştü. Lucerne civarında, iki de rehber alarak dağa tırmanmaya başladırlar. Kayaları tırmandıktan sonra “buzullar” mıntıkasına vardıklarında rahip kendini yorgun hissetti. Çocukları rehberlere emanet ederek onlar gittikten sonra dinlenmek üzere bir yere oturdu.
Biraz sonra derin bir uyku üzerine çöktü. Birden uyandığını sandı. Yavaş yavaş şuuru yerine geliyordu. Fakat dehşetle artık kendi vücudunda olmadığını anladı. Şuuru bir balon gibi yerde yatan vücudunun üzerinde durmakta idi. Uyumuş, hareketsiz vücudunu seyrediyordu. Kolunu, bacağını oynatmak için sarf ettiği bütün çapa boşuna idi. Yerde yatan beden kendine yabancı gibi geliyordu. Birkaç dakikalık telaş ve korkudan sonra bu yeni halinin hiç de fena olmadığını fark etti. Kendini çok hafif, yorgunluktan ve tüm fiziki bağlardan uzak hissediyordu. Birkaç tecrübe ona gayret sarf etmeksizin hareket edebileceğini gösterdi. Dik yamaçlar boyunca uçuyor, buzlu dağ havasında bir kuş gibi yükseliyor, göz açıp kapayıncaya kadar istediği yerde oluyordu.
Bu ona bir fikir verdi. Acaba çocuklar ne yapıyorlardı? Bunu düşünür düşünmez kendini onların arasında buldu. Ve hayretle gitmesi gereken yoldan gitmediklerini gördü. Onların dikkatini çekmeye çalıştığı halde kimse kendisini görmedi. Onların etrafında uzun süre kalarak söylediklerine ve hareketlerine dikkat etti. Sonra da hala derin uykuda olan vücudunun yanına döndü.
O zaman Lucerne’deki otelde karısının ne yaptığını görmek aklına geldi. Otelin girişini, garsonları ve kalabalığı gördü. Bir otomobil geldi ve karısı indi. Yanında bir başka arkadaşı vardı. Onların dikkatini çekmeye çalıştı fakat bunda muvaffak olamadı. Ancak onların otomobilden inip bavullarını yerleştirmelerini gördü ve nasıl çay içtiklerini gördü.
Fakat birden rahatsızlık hissetti ve Lucerne’deki o manzara kayboldu. Kendini vücudunun yanında buldu. Yol arkadaşları gelmişler ve onun donarak öldüğünü zannetmişlerdi. Rehberlerden biri kalbinin dinleyerek attığını görmüş, onu kendine getirmeye çalışıyorlardı. Hadiseden daha sonra haberi olan karısı olaya akıl erdiremedi. Çünkü adamın, gerek çocuklar gerekse eşi hakkında anlattıkları en ince detayına kadar doğru idi.”
Daha önceleri de izah edildiği gibi ruhun, vücuttan ayrılması olayına ölüm denir. Fakat uyku sırasında da ruh vücudu terk eder.
Gördüğümüz rüya veya kâbusların içindeki biz ruhumuzdur. “Ruh ve Madde” dergisinde nakledilen olay gibi pek çok olayı Zübdet-ül Hakaik isimli eserde ve Varlığın Metafizik Boyutu isimli eserde inceleyebilirsiniz.
Kirlian Fotoğrafçılığı
Kirlian Fotoğrafçılı, ruhun varlığını ispat eden önemli deliller ortaya koyar. Kirlian Fotoğrafçılığı, ismini 1939’dan beri bu mevzuda araştırma yapan ve Sovyet olduğu söylenen bir karı kocadan almıştır. Bir elektronik mühendisi olan Samyon Kirlian, insan eli, böcek veya bir bitki yaprağını, bir fotoğraf plağı üzerine koyup bunu da bir elektrotun üzerine yerleştirip, sırasıyla cismi, yüksek voltajlı elektrik akımına ve düşük amperli elektrik akımına maruz bıraktı. Neticede cismin Aura ile çevrili olduğunu gördü.
Samyon Kirlian ve eşi tarafından yürütülen ilk çalışmalardan biri de, bitkilerin fotoğrafını çekmektir. Onlar, kullandıkları tekniğin basit bir yapraktaki akılları hayrete karmaşık reaksiyonları gösterebildiğini keşfettiler. Dıştan bakıldığında her yönü ile aynı görünen iki yaprakta, şayet birinde hastalık varsa, değişik foto grafik görüntüler elde ediliyordu. Hastalıklı yaprağın aura’sında hastalık bulunan kısımda boşluklar görünürken, sağlıklı yaprakta koyu ve kalın bir aura görünüyordu.
ABD’de bununla ilgili çalışmalardan bir başkasında ise bir yaprağın dışı yüzeyi bir iğne ile çizildiğinde aura’daki görüntü üzerinde kırmızı bir leke ortaya çıktığı göründü.
Kirlian fotoğrafçılığı hakkında çalışmalar yapan ilk batılı ilim adamı Dr. Thelma Moss, Sovyet Rusya’ya giderek çalışmalara katılmış ve yeni sonuçlara ulaşmıştır.
Moss, insan elektromanyetizmasının bitkiler üzerindeki tesirini inceledi. Bazı insanların ellerini, zarar görmüş yaprağın üzerinden geçirdiğinde yaprakların iyileştiğini görmüştü.Kirlian fotoğrafında zararı gösteren leke, daha sonraki görüntülerde yok idi. Bazı insanlar ise bunun tam tersi etkiye sebep oluyordu. Bunlar ellerini, yaprakların üzerinde geçirdiklerinde yaprağın ölümüne sebep oluyorlardı. Bu iki hadise sırasıyla Green Thumb (yeşertici temas) ve Brown Thumb (Soldurucu temas) olarak bilinir.
Hayali yaprak ise Kirlian fotoğrafçılığının, ruhun varlığını ispat eden önemli bir tespittir. Tecrübeyi yürüten şahıs bir yaprağın belli bir kısmını kesip uzaklaştırdıktan sonra, kalan kısmın Kirlian fotoğrafını çekiyor ve aşağı yukarı 200-300 tecrübeden sonra fotoğrafın yaprağın kesilmeden önceki hali olduğunu görüyordu.
Tüm bunlar ruhun varlığının birer ispatıdır. Pozitif bilimlerin “ölümsüzlük iksiri” ve her hangi bir canlının aynının yapılması amaçları, ruh ve metafizik âlem karşısında eli kolu bağlı kalması sebebiyle hiçbir zaman ulaşılamayacak bir noktadır. Çünkü bilim ateşin yaktığını tecrübe edinir ama ateşin nasıl yaktığını ve neden yaktığını izah edemez. Bu yüzden ruhu taklit etmek mümkün değildir. Allah, insanın özüne kendi ruhundan üflemiş ve hayat sahibi kılmıştır.
KAYNAKLAR
i Varlığın Metafizik Boyutu, Ruh Kelimesinin Etimolojisi, Sayfa 45, M. Fethullah Gülen
ii Asa-yı Musa, Sayfa 191, Bediüzzaman Said Nursi
iii www.bediuzzaman.de internet adresinden alınmış bir ifadedir.
iv Sızıntı Dergisi, Sayı: 357 Ekim 2008, “Bilim Hakikati Ne Kadar Bilebilir?” Dr. Kemal Serçe
v Sızıntı Dergisi, Sayı: 357 Ekim 2008, “Bilim Hakikati Ne Kadar Bilebilir?” Dr. Kemal Serçe
vi Zübdet-ül Hakaik, Aziz Nesefi tarafından yazılmış bir eserdir.
vii Varlığın Metafizik Boyutu, M. Fethullah Gülen tarafından yazılmış bir eserdir.
Bu manalardan bazıları şunlardır; Vahiy, nübüvvet, Kur’an, Mesih, Cebrail.
“Allah, emrinden olan ruhu kullarından dilediğine indirir.” (Mü’min Suresi, 40/15) ayeti üzerine İbn Abbas, Ruh kelimesinin vahiy manasına geldiğini söylemiştir.
Tüm yorumlar ve yaklaşımlar tek bir noktada kesişirler. “Ruh, bir özdür.” Rabbimizin emrinde olan ve kullara indirilen ruh, bedenimize mana ve işlev katar. Asrın kurtarıcısı olarak hitap edilen Bediüzzaman Said Nursi, beden bir kılıftır, geniş ve yüksek olan ruhtur, demiştir.
Bu sözden hareketle bizler şu yorumları yapabiliriz. Ruh ile beden arasındaki ilişki klavye ile parmaklar arasındaki ilişki gibidir. Klavye’nin üzerinde ki tuşların ne kadar çok işlevi, fonksiyonu ve görevleri olursa olsun parmaklar klavyenin tuşlarına dokunmadıkça klavyenin işlevi bir hiçtir. Klavyedeki fonksiyonları çalıştıran parmaklardır. Yine aynı mantık ile bedenimizde bulunan harika işleyişi sağlayan ruhtur. Ölümden sonra vücudumuzun hiçbir organı görevini yerine getiremez çünkü “ölüm” ruhun bedenden ayrılması olayına denir.
Kavranması amacı ile bu örneği vermede de yarar var. Ruh, şahane bir düzen ve işleyişe sahip olan bedenimizi idare eden yazılımdır. Bedenimiz ise donanımdır.
Yine bir başka ayette ise, “Ey Habibim! Sana ruhun ne olduğunu soruyorlar De ki: Ruh, Rabbimin emrinden ibarettir. Bu hususta size pek az bilgi verilmiştir.” (İsra Suresi, 17/85) buyrularak ruhun varlığına işaret edilmiştir.
Ruhun Varlık Delilleri
Ruhun varlığını inkâr edenler metafiziği ve manayı inkâr etmiş olurlar.Üzerinde yaşadığımız dünyanın gerçekleri olarak gördüğümüz ve inandığımız pozitif bilimlerin amacı şu 7 soru üzerine temellendirilebilir.
- Kâinatın ortaya çıkışı ve kâinattaki hareketin kaynağı nedir?
- Maddenin ve maddedeki geçerli kuvvetin özü nedir?
- Kâinattaki mevcut düzenin sebebi nedir?
- İnsan iradesinin sebebi ve özü nedir?
- Hayatın kökeni (kaynağı) nedir?
- Düşüncenin menşei (kökeni) nedir?
- Şuurun (aklın) özü nedir?
Ruh, maddenin ötesinde bir varlık olduğu için pozitif bilimler ruhun varlığı ve yokluğu konusunda çaresiz kalırlar. Böylelikle pozitif bilimlerin bu konuda bir hükmü olmadığı ispatlanmış olur.
Tam bu noktada ruhun varlığı ispat edilebilir. Mesela, ışık huzmeleri göz vasıtası ile elektrik sinyallerine çevrilip beyindeki görme merkezine iletildiğinde, bu ışıklar beyin hücrelerinde bir ışık şeklinde nasıl idrak ediliyor? Gören, işiten, anlamlandıran ve düşünen beynimizin maddi yapısı mıdır? Eğer maddi yapısı ise pozitif bilimler buna neden cevap veremez? Eğer bunları idrak eden beynin maddi yapısı değilse ruhun varlığı bu noktada ispatlanmış olmaz mı?
Bütün insanlar aynı yapıda organlara, işleyişe ve aynı maddi unsurlara sahip olmasına rağmen her insanın farklı bir karakteri vardır. Ayrıca her insanda sevgi, şefkat ve merhamet gibi özellikler farklı bir şekildedir. Tüm bunlar gösterir ki insanların farklı karakter ve duygulara sahip olması fizik ötesi âleme ait “ruh” ile açıklanabilir.
Yaşanmış Hadiseler ile Ruhun Varlığı
“Ruh ve Madde” dergisinde şöyle bir olay anlatılır: “İngiliz Protestan rahibi L. Bernard, İsviçre’ye, yüksek dağları ziyaret etmek isteyen bir çocuk grubunu götürmüştü. Lucerne civarında, iki de rehber alarak dağa tırmanmaya başladırlar. Kayaları tırmandıktan sonra “buzullar” mıntıkasına vardıklarında rahip kendini yorgun hissetti. Çocukları rehberlere emanet ederek onlar gittikten sonra dinlenmek üzere bir yere oturdu.
Biraz sonra derin bir uyku üzerine çöktü. Birden uyandığını sandı. Yavaş yavaş şuuru yerine geliyordu. Fakat dehşetle artık kendi vücudunda olmadığını anladı. Şuuru bir balon gibi yerde yatan vücudunun üzerinde durmakta idi. Uyumuş, hareketsiz vücudunu seyrediyordu. Kolunu, bacağını oynatmak için sarf ettiği bütün çapa boşuna idi. Yerde yatan beden kendine yabancı gibi geliyordu. Birkaç dakikalık telaş ve korkudan sonra bu yeni halinin hiç de fena olmadığını fark etti. Kendini çok hafif, yorgunluktan ve tüm fiziki bağlardan uzak hissediyordu. Birkaç tecrübe ona gayret sarf etmeksizin hareket edebileceğini gösterdi. Dik yamaçlar boyunca uçuyor, buzlu dağ havasında bir kuş gibi yükseliyor, göz açıp kapayıncaya kadar istediği yerde oluyordu.
Bu ona bir fikir verdi. Acaba çocuklar ne yapıyorlardı? Bunu düşünür düşünmez kendini onların arasında buldu. Ve hayretle gitmesi gereken yoldan gitmediklerini gördü. Onların dikkatini çekmeye çalıştığı halde kimse kendisini görmedi. Onların etrafında uzun süre kalarak söylediklerine ve hareketlerine dikkat etti. Sonra da hala derin uykuda olan vücudunun yanına döndü.
O zaman Lucerne’deki otelde karısının ne yaptığını görmek aklına geldi. Otelin girişini, garsonları ve kalabalığı gördü. Bir otomobil geldi ve karısı indi. Yanında bir başka arkadaşı vardı. Onların dikkatini çekmeye çalıştı fakat bunda muvaffak olamadı. Ancak onların otomobilden inip bavullarını yerleştirmelerini gördü ve nasıl çay içtiklerini gördü.
Fakat birden rahatsızlık hissetti ve Lucerne’deki o manzara kayboldu. Kendini vücudunun yanında buldu. Yol arkadaşları gelmişler ve onun donarak öldüğünü zannetmişlerdi. Rehberlerden biri kalbinin dinleyerek attığını görmüş, onu kendine getirmeye çalışıyorlardı. Hadiseden daha sonra haberi olan karısı olaya akıl erdiremedi. Çünkü adamın, gerek çocuklar gerekse eşi hakkında anlattıkları en ince detayına kadar doğru idi.”
Daha önceleri de izah edildiği gibi ruhun, vücuttan ayrılması olayına ölüm denir. Fakat uyku sırasında da ruh vücudu terk eder.
Gördüğümüz rüya veya kâbusların içindeki biz ruhumuzdur. “Ruh ve Madde” dergisinde nakledilen olay gibi pek çok olayı Zübdet-ül Hakaik isimli eserde ve Varlığın Metafizik Boyutu isimli eserde inceleyebilirsiniz.
Kirlian Fotoğrafçılığı
Kirlian Fotoğrafçılı, ruhun varlığını ispat eden önemli deliller ortaya koyar. Kirlian Fotoğrafçılığı, ismini 1939’dan beri bu mevzuda araştırma yapan ve Sovyet olduğu söylenen bir karı kocadan almıştır. Bir elektronik mühendisi olan Samyon Kirlian, insan eli, böcek veya bir bitki yaprağını, bir fotoğraf plağı üzerine koyup bunu da bir elektrotun üzerine yerleştirip, sırasıyla cismi, yüksek voltajlı elektrik akımına ve düşük amperli elektrik akımına maruz bıraktı. Neticede cismin Aura ile çevrili olduğunu gördü.
Samyon Kirlian ve eşi tarafından yürütülen ilk çalışmalardan biri de, bitkilerin fotoğrafını çekmektir. Onlar, kullandıkları tekniğin basit bir yapraktaki akılları hayrete karmaşık reaksiyonları gösterebildiğini keşfettiler. Dıştan bakıldığında her yönü ile aynı görünen iki yaprakta, şayet birinde hastalık varsa, değişik foto grafik görüntüler elde ediliyordu. Hastalıklı yaprağın aura’sında hastalık bulunan kısımda boşluklar görünürken, sağlıklı yaprakta koyu ve kalın bir aura görünüyordu.
ABD’de bununla ilgili çalışmalardan bir başkasında ise bir yaprağın dışı yüzeyi bir iğne ile çizildiğinde aura’daki görüntü üzerinde kırmızı bir leke ortaya çıktığı göründü.
Kirlian fotoğrafçılığı hakkında çalışmalar yapan ilk batılı ilim adamı Dr. Thelma Moss, Sovyet Rusya’ya giderek çalışmalara katılmış ve yeni sonuçlara ulaşmıştır.
Moss, insan elektromanyetizmasının bitkiler üzerindeki tesirini inceledi. Bazı insanların ellerini, zarar görmüş yaprağın üzerinden geçirdiğinde yaprakların iyileştiğini görmüştü.Kirlian fotoğrafında zararı gösteren leke, daha sonraki görüntülerde yok idi. Bazı insanlar ise bunun tam tersi etkiye sebep oluyordu. Bunlar ellerini, yaprakların üzerinde geçirdiklerinde yaprağın ölümüne sebep oluyorlardı. Bu iki hadise sırasıyla Green Thumb (yeşertici temas) ve Brown Thumb (Soldurucu temas) olarak bilinir.
Hayali yaprak ise Kirlian fotoğrafçılığının, ruhun varlığını ispat eden önemli bir tespittir. Tecrübeyi yürüten şahıs bir yaprağın belli bir kısmını kesip uzaklaştırdıktan sonra, kalan kısmın Kirlian fotoğrafını çekiyor ve aşağı yukarı 200-300 tecrübeden sonra fotoğrafın yaprağın kesilmeden önceki hali olduğunu görüyordu.
Tüm bunlar ruhun varlığının birer ispatıdır. Pozitif bilimlerin “ölümsüzlük iksiri” ve her hangi bir canlının aynının yapılması amaçları, ruh ve metafizik âlem karşısında eli kolu bağlı kalması sebebiyle hiçbir zaman ulaşılamayacak bir noktadır. Çünkü bilim ateşin yaktığını tecrübe edinir ama ateşin nasıl yaktığını ve neden yaktığını izah edemez. Bu yüzden ruhu taklit etmek mümkün değildir. Allah, insanın özüne kendi ruhundan üflemiş ve hayat sahibi kılmıştır.
KAYNAKLAR
i Varlığın Metafizik Boyutu, Ruh Kelimesinin Etimolojisi, Sayfa 45, M. Fethullah Gülen
ii Asa-yı Musa, Sayfa 191, Bediüzzaman Said Nursi
iii www.bediuzzaman.de internet adresinden alınmış bir ifadedir.
iv Sızıntı Dergisi, Sayı: 357 Ekim 2008, “Bilim Hakikati Ne Kadar Bilebilir?” Dr. Kemal Serçe
v Sızıntı Dergisi, Sayı: 357 Ekim 2008, “Bilim Hakikati Ne Kadar Bilebilir?” Dr. Kemal Serçe
vi Zübdet-ül Hakaik, Aziz Nesefi tarafından yazılmış bir eserdir.
vii Varlığın Metafizik Boyutu, M. Fethullah Gülen tarafından yazılmış bir eserdir.










0 yorum:
Yorum Gönder